18 Kasım 2009 Çarşamba

Homeopatik Tedavi

Homeopatik Tedavi

Homeopati benzerin benzeri tedavi etmesi prensibine dayanan bir tıp branşıdır. Yaklaşık 200 sene kadar önce Alman doktor Samuel Hahnemann tarafından tanımlanmış ve homeopati ile tedavinin nasıl yapılacağı kendisinin yazdığı Organon isimli eserinde kitaplaşarak tüm dünyaya yayılmıştır. Çıkış yeri olan Avrupa'da ve diğer dünya ülkelerinde çok yaygındır. Homeopati'de kullanılan ilaçlar modern tıpta kullanılan ilaçlardan farklıdır. Homeopatik ilaçların içerisinde kimyasal madde yoktur. Bu yüzden kimyasal ilaçların yanetki olarak verdikleri zararları vermezler. Mesela ağrımız için kullandığımız bir Homeopatik ilaç kimyasal ilaçların yaptığı gibi mideye zarar vermezler, yaşlı, genç, bebek herkeste sorunsuz kullanılabilir. Homeopatik ilaçların asıl etkisi bağışıklık sistemimizi uyarmaktır. Uyarılan bağışıklık sistemimiz vücudumuzda sözkonusu olan rahatsızlığı düzeltmek için harekete geçer. Ve sonunda da gerçek bir tedavi olur. Yani kimyasal ilaçların yaptığı gibi hastalığımıza ait semptomlar baskılanmaz, hastalık ortadan kaldırılır. Homeopatik tedavinin bir diğer faydası ise bağışıklık sistemimiz uyarıldığı için, antibiyotiklerle tembelleşmeyen bir bağışıklık sistemi vücudumuzu herzaman sağlıklı tutmaya çalışır ve bizi ortaya çıkabilecek diğer hastalıklardan da korur.

Homeopati'nin bu kadar güzel bir yöntem olmasına karşın tabi ki bazı dezavantajları da vardır. O da ilacın seçilme aşamasının zorluğu ve uzunluğudur. Klasik tedavide şunun ilacı şudur veya budur gibi ezbere ilaç verilebilir ama homeopatide ezbere ilaç akut ve çok belirgin durumlar dışında çok fazla verilmez. Homeopatik tedavi bireysel bir tedavidir, yani kişiye özgüdür. Kişinin bağışıklık sisteminin düzgün uyarılabilmesi için o kişinin genel özelliklerinin ve zihinsel, mental özelliklerinin de değerlendirilmesi gerekir. Bu yüzden homeopatik tedavi için görüşme süresi normal klasik muayeneden daha uzundur ve görüşme sonrasında da doğru ilacın seçilebilmesi için Materia Medica denilen Homeopatik ilaç bilgilerinin yeraldığı kitapların karıştırılması gerekir. Bu uzun görüşme süresi hastalığın ciddiyeti ve kronikliğine göre 1-2 saat sürebilir. Homeopati hem akut hem kronik hastalıklarda uygulanabilir ama Homeopatinin asıl gücü Kronik rahatsızlıklarda ortaya çıkar. Uzun yıllardır geçmeyen ağrılar, reflü, psikolojik bozukluklar, tekrarlayan sistem rahatsızlıkları Homeopati ile tedavi edilebilir.

Homeopatik tedavide klasik tıp için saçma gibi görünen çeşitli durumlar hiç de saçma değildir ve bunlar birer belirti olarak değerlendirilir. Mesela hasta "Sağ ayağımın tabanında 2. ve 3. parmaklarımın kökü ağrıyor" diyebilir. Böyle bir hastada Causticum veya Sülfür Homeopatik olarak verilirse bu hastayı tedavi eder. Veya hasta "büyük abdestimden sonra makatım dışarı çıkıyor" diyebilir, yani anal prolapsus. Bu durumun klasik tıpta belirgin bir ilacı yoktur veya cerrahi tedavisi olduğu düşünülüp genel cerraha gönderilebilir. Ama bu hasta Homeopatide Podophylinum verilerek tedavi edilebilir. Bunlar gibi binlerce örnekli rahatsızlık Homeopatide tedavi edilebilir.

13 Kasım 2009 Cuma

Romatizmal Hastalıklar.






Romatizma, Gut, Artritler, siyatik, lumbago, sinovitis vs. gibi hastalıklar aslında tek bir grup hastalıktır ve ana semptom olarak ağrı ön plandadır. Ağrı bazen sırtta, bazen eklemlerde, kaslarda veya sinirlerde olabilir.


Eklem ve kaslarda hem bir romatik ağrı hem de eklem şişliği olabilir. Lumbago bel ve sırt bölgesindeki ağrılara denir. Sinovitis ise diz vs gibi eklemlerdeki ağrı ve şişliğe verilen addır. Siyatik ise siyatik sinirin ağrısıdır ve belin alt tarafından başlar ve sağ ayağa kadar uzanabilir.


Homeopatik tedavi olarak çeşitli ağrı tiplerinde kullanılan ilaçları sayarsak:


Aconitum : Akut ağrılarda, şişlik, ateş, huzursuzluk ve idrar renginde koyulaşma. Özellikle kuru soğuk rüzgara maruz olduktan sonra çıkıyorsa. Ağrı hafifleyene kadar 2-3 saatte bir tekrarlanabilir.


Bryonia : Buradaki ağrının genel karakteri en ufak bir hareketle bile kötüleşen yırtıcı ve sancılı bir ağrı, istirahatle iyi olur. Kabızlık ve susama da birlikte görülebilir, şişlik ve ağrı genellikle sağ taraflıdır. Sağ tarafı tutan siyatik, sinovitis ve romatizmada etkilidir.


Rhus Tox : Ağrı istirahatte kötüdür, hareketle ve sıcak uygulamayla düzelir. Huzursuzuk, soğuk rüzgar ile kötüleşme, yağmurlu ve bulutlu mevsimlerde kötüleşme görülür. Lumbago için spesifiktir. Sıklıkla ağrı hasta harekete başladığı anda olur ama hareketin devam etmesiyle ağrı rahatlar.


Apis : Hasta susamaz. Ağrılı bölgeler ödemlidir. Sıcak ile kötüleşir. Batıcı ağrı. Sinovitis.


Pulsatilla :Hasta susuzdur. Eklemlerde değişken ağrı. Eklemlerini aşağı saldığı zaman, sandalyede otururken vs. kötüleşir. Heran ağlamaya hazır duygusal bir yapısı vardır. Sıcaktan, ağrısız tarafa yatınca kötüleşir. Açık havadan, yavaş hareketlerden ve soğuktan iyileşir.

05 Kasım 2009 Perşembe

Antibakteriyel dezenfektan jeller











Domuz gribi nedeniyle piyasada herkes antibakteriyel jellere hucum edince, jel bulmakta güçlük çekilmeye başlandı. Bulamayanlar merdiven altı üretim olan jellerden aldı vs.. Televizyonlar da kendisini bu furyaya kaptırmış hatta televizyona uzmanlar çıkıyor ve antibakteriyel jellerin kullanılması gerektiğini domuz gribinden bununla başedebileceğimizi söylüyor.

Yalnız bir konunun altı hiç çizilmiyor. Domuz gribini meydana getiren mikrop influenza virüsüdür, bakteri değil!!!. Yani bu jeller bu mikrobu öldüremez ve bizi domuz gribinden korumaz, antibakteriyel dezenfektanlar sadece bakterileri öldürür, virüsleri öldürmez. Aynı antibiyotiklerin bakterileri öldürüp virüsleri öldürememesi gibi..Benim önerim %80lik alkol içeren kolonyalar. Alkol virüsü mekanik olarak parçalayabilir ama antibakteriyeller maalesef domuz gribine karşı koruma sağlamaz.

28 Ekim 2009 Çarşamba

Grip İçin Homeopatik Repertorizasyon


H1N1(Domuz) Gribi için genel anlamda repertorizasyon yaptım. Repertori yaparken Dr. Boger'in repertorisini kullandım, Dr. Boger yine dünyada 1918-1919 yıllarında salgın yapan gribi yaşamıştı ve hastalarını homeopati ile tedavi etmişti. Kullandığım rubrikler aşağıdaki gibi. Tabi hastalar bireysel olduğu için mind ve genel diğer semptomları eklemedim, sadece herkeste görülebilecek ortak semptomları yazdım:

Conditions of Aggravation and Amelioration in general, phenomena, fever
Fever chill etc., concomitants, coryza
Heat and Fever in general, concomitants, sensation and generalities, restlessness, bodily
Nose, phenomena, discharges, greenish
Nose-coryza, phenomena, coryza, catarrh
Nose-coryza, phenomena, coryza, catarrh, stuffed, obstructed
Nose-coryza, phenomena, sneezing
Sensations and Complaints in general, phenomena, influenza
Sensations and Complaints in general, phenomena, restlessness
Sleep, phenomena, falling asleep


Boger'in repertorisine göre olası Homeopatik ilaçların kapsadığı rubrikler ve puanları şu şekilde :

Nux-v (10^23),
pulsatilla (10^22),
mercurius (10^20)
arsenicum (10^21)
rhus-tox (9^21)
phosphorus (9^15)
silicea (9^17)
lycopodium (9^15)
sabadilla (9^14)
Belladonna (9^18)

Bu ilaçlardan herhangi birisi bile grip olan birisinin bağışıklık sistemini uyarabilir ve tedaviye yardımcı olur.

25 Ekim 2009 Pazar

H1N1 Gribi (Domuz Gribi)


















Domuz Gribi domuzların solunum sistemini tutan bir influenza virusudur. Domuz gribi yüksek düzeyli bir rahatsızlık yapar ama buna rağmen domuzlardaki ölüm oranı düşüktür. İnsanlara bulaşan H1N1 virüsü domuz gribinden türemiş bir türdür ve insandan insana bulaşmaktadır. H1N1 gribi çoğu kişide orta derecede gribal semptomlar gösterir ve herhangibir antiviral ilaç kullanımına gerek kalmadan düzelir.

Domuz Gribi / H1N1 influenza semptomları

Mevsimsel grip semptomlarına çok benzer, aşağıdaki semptomlar görülebilir :

Ateş
Kas ağrısı
Halsizlik
Öksürük
Başağrısı
Boğazağrısı
Burun Akıntısı
Bulantı
Kusma
İshal
İştahsızlık

H1N1 Gribi Açısından Yüksek Riskli Gruplar

65 yaşüstü insanlar
Kronik Sağlık Problemi olanlar(Astım, diabet, kalp hastalığı gibi)
Hamileler
Küçük Çocuklar

Fakat dünyada son görülen grip epidemi ve pandemilerinde en fazla ölüm sağlıklı genç erişkinlerde görülmüştür. Bunun sebebi hastalığı önemsemeyip gerekli tedbirleri almamak olabilir.

H1N1 gribinin komplikasyonları

Zatürre
Bronşit
Sinuzit
Kulak iltihabı
Ölüm

H1N1 virusu nasıl yayılır

Öksürme
Hapşırma
Öpüşme
Hastalıklı objelerle temas
Enfekte ellerle ağız, burun, göze dokunma

H1N1 virusu domuz eti yemekle bulaşmaz

H1N1 Gribinden korunmak için ne yapmamlı?

Ellerinizi bol sabunla yıkayınız ve alkollü temizleyicilerle siliniz(Kolonya vs. de olabilir)
Ellerinizle ağzınıza, burnunuza, gözünüze dokunmayınız.
Hasta insanlara yakın temastan kaçınınız.

Bunların dışında domuz gribinden korkarak stres yapmayınız. Stres bağışıklık sisteminizi zayıflatabilir. Domuz gribine yakalanan kişilerin büyük çoğunluğu normal grip gibi bu süreci sorunsuz bir şekilde atlatmaktadırlar. Egzersiz ve sağlıklı beslenme bağışıklık sisteminizi güçlü tutar ve hastalıklara direncinizi arttırır.

H1N1 Gribi için homeopatik ilaçlar

#Gelsemium. [Gels]
#Baptisia.
#Eupatorium perfoliatum
#Sabadilla. [Sabad]
#Arsenicum. [Ars]
#Arsenicum iodide
#Dulcamara. [Dulc]
#Bryonia
#Phosphorus
#Rhus toxicodendron. [Rhus-t]
#Allium cepa. [All-c]
#Sticta. [Stict]
#Veratrum album

yukarıdaki ilaçlar kişinin semptomlarına göre seçilebilir.

19 Ekim 2009 Pazartesi

Homeopati Tanımı ve Kavramlar


Websitemde ne kadar homeopatiyi anlatmaya çalışsam da Türkiye'de homeopati kavramı çok iyi bilinmediği için gerek mail yoluyla gerekse görüşmelerimde homeopati nedir diye çok sorular almaktayım. Homeopatiyi biraz daha ayrıntılı ve basitçe şu şekilde anlatabilirim:

Homeopati "Benzer benzeri tedavi eder" prensibine göre çalışan bir tedavi sistemidir. Sağlıklı bir insanda çeşitli semptomlar, rahatsızlıklar meydana getiren hastalık yapıcı maddeler(bunlar bitkisel, hayvansal, mineral kaynaklı olabilir), yüzlerce, binlerce veya milyonlarca kez sulandırılıp potansiye edilerek(güçlendirilerek) hasta kişiye verilirse, bu verilen homeopatik ilaç hasta kişiyi tedavi eder. İşte bu tedavi sistemine Homeopati denir.

Potansiye etmek demek sulandırılmış olan ilaç karışımının kuvvetli bir şekilde çalkalanması demektir. Her sulandırmadan sonra ilaç karışımı en az 40 defa kuvvetli bir şekilde bir yere çarptırarak çalkalanır sonra tekrar sulandırılır, böylece elde etmek istediğimiz dozu elde edene kadar homeopatik ilaç sulandırılıp çalkalanır. Hatta ilaç karışımı o kadar çok sulandırılır ki artık hazırlanan karışımda ilaç ile ilgili hiçbir madde kalmaz, immatur hale gelir. Bu yüzden homeopatik ilaçlar kimyasal maddeler içermezler, bedenimize, böbrek, karaciğer gibi organlarımıza zarar vermezler. (Sulandırma ve potansiye etme işlemlerini Boiron, DHU, Remedia vb. gibi ilaç firmaları yapıp homeopatik ilacı son ürün olarak Amerika ve Avrupa'daki eczanelerde satmaktadırlar.)

Peki nasıl oluyor da bu kadar sulandırılan ilaç karışımları bizi tedavi ediyor?

Dr. Hahnemann Organon isimli eserinde insan vücudunda aynı bölge veya düzeyde 2 farklı hastalık olmaz der, yani vücudumuzun bir bölgesinde hangi hastalığın gücü fazla ise organizma hastalık olarak onu kabul eder. Kişi aynı anda hem kızamık hem de çiçek hastalığı olmaz, ya birisi olur veya diğeri(Hangisi güçlü ise o). Fakat bazı durumlarda vücudumuzda birden fazla hastalık gibi görünen farklı sistemleri tutan durumlar olabilir mesela midede ülser ve beraberinde idrar yolu enfeksiyonları. Bu iki hastalık organizmanın farklı yerlerini tutmuşlardır ama bağışıklık sistemini aynı düzeyde uyarmaktadırlar veya aslında ikisi de aynı hastalığın semptomlarıdır(Organlar değil Organizma hasta). Sonuç olarak homeopatik tedavide iki ayrı semptomu da tedavi edecek şekilde kişiye homeopatik ilaç verilir.

İşte çok çok sulandırılıp potansiye edilen hastalık yapıcı maddeler yani homeopatik ilaçlar aslında vücudumuzda bizim hissedemediğimiz ama yaşam gücümüzün, bağışıklık sistemimizin hissettiği anlık bir hastalık oluşturup, hemen kaybolur. Maddesel uyarı olmadığı için geride artık bırakmazlar. Yalnız bizim hissedemediğimiz sonradan yapay olarak oluşturulan bu anlık durum, vücudumuzdaki şikayetimiz olan hastalıktan daha yüksek potansa, daha yüksek güce sahip olduğu için, asıl hastalığımızın önüne geçer ve bağışıklık sistemimizi(yaşam gücümüzü, dynamisi) daha güçlü uyarır. Bu uyarıya impuls denir. Bu uyarı ile yapay hastalığı yoketmek için planlanmış bağışıklık sistemimiz harekete geçer ve asıl hastalığımızı da ortadan kaldırmış olur.

Homeopatik tedavide genellikle tekdoz ilaç verilir ve bağışıklık sisteminin çalışması beklenir, homeopatik ilaçlar çok sık tekrarlanmazlar, çünkü her homeopatik ilaç alımı bağışıklık sistemimizi tekrar uyarır. zaten uyarıyı almış olan bağışıklık sisteminin tekrar uyarılmaya ihtiyacı yoktur yalnız bazı akut ve bazı ciddi rahatsızlıklarda bağışıklık sisteminin küçük potensli ilaçlarla daha sık uyarılması gerekebilir bunu da homeopatist doktor size ilacı verirken sıklığını belirtir.

Bu anlattığım Homeopatik yaklaşım Klasik Homeopatidir. Bir de sonradan günümüze çağımıza uydurulmuş modern veya karışık homeopati vardır, karışık homeopatide birden çok ilaç karıştırılıp aynı hastalığa sahip kişilere aynı karışımlar verilir. Bu yöntem homeopatinin asıl felsefesine aykırıdır, her birey farklıdır ve homeopatik ilacın da bireye özel olması gerekir, aynı zamanda birden fazla ilacın karıştırılıp alınması da bağışıklık sistemini düzgün çalıştırmaz ve gerçek tedaviye ulaştırmaz.

Dr. Ziya Yavuz

07 Eylül 2009 Pazartesi

Dr. Samuel Hahnemann (1755 - 1843)


Homeopati’nin kurucusu.
Kendisi doktor, kimyacı, eczacı, aynı zamanda tercümandı.
‘’Similia similibus curentur’’ yani “benzeri benzeri ile iyileştirilebilir’’ tezini kanıtladı.

Biyografisi


1755 F. C. S. Hahnemann 10 Nisan 1755 de Meissen, Almanya’da doğdu

1767-1770 Latince eğitim veren devlet okulu,

Meissen

1770-1775 St. Afra asiller okulu, Meissen

1775-1776 Leibzig Tıp Fakültesi

1777 Viyana Tıp Fakültesi

1777-1779 Baron S. von Brukenthal in doktoru

ve kütüphanecisi, Hermannstadt-Romanya

1779 Erlangen Tıp Fakültesi ve mezuniyet

1780 Muayenehane hekimliği, Hettstedt

1781 Eczacılık Eğitimi, Dessau

1782 Henriette Küchler (1764-1830) ile evlilik (bu

evlilikten 11 çocukları olmuştur)

1782-1784 Çeviriler ve araştırmalar ile ilgilenmiş

ve seyahatlar yapmış

1786 Arsenik zehirlenmesi ile ilgili makale

1789 Leibzig’e taşınma

1790 William Cullen’in Materia Medica’sının çevirisi ve kinin deneyi

1792 Schloss Georgetal, Gotha da bir akıl hastanesinin kurulması

1783-1799 Eczacılık ansiklopedisinin yayınlanması

1796 Simila Similibus Currentur prensibinin

oluşturulup makale olarak yayınlanması (Hufelands

Journal, 2. Cilt)

1805-1811 Torgau’a yerleşme

1805 Denenmiş ilaçların sonuçlarının yayınlanması

1806 Deneyimlerin tedavi bilgisi kitabının yayınlanması (organonun öncüsü Kabul edilir)

1810 Organon 1. Baskı

1811 Potensiyalizasyon kavramın öncüsü olarak

ilk defa “sulandırma/inceltme”kavramının kullanımı

1811-1821 Leibzig’de muayenehanecilik ve

öğretim görevlisi olarak çalışma

161811-1821 “Saf ilaç bilgisi” 6 ciltlik kitaplarının

yayınlanması

1819-1835 Derebeyi Ferdinand’ın özel doktoru,

Köthen

1827 “Potensiyalizasyon” kavramını ilk defa kullanması

1828 “Kronik hastalıklar” kitabı

1829 Alman Homeopat Tıp Doktorları Derneğinin

kurulması

1830 Henriette’nin vefatı

1831 Kolera epidemisinde aktif tedavi etme ve

koleranın “küçük varlıklar” tarafından yapıldığını ve

bundan antiseptiklerle korunabilineceğini makale

olarak yayınlaması

1832 Homeopati dergisinin yayınlanması

1835 Melanie D’Hervilly (1802-1878) ile evlilik

ve Paris’e taşınma

1843 2 Temmuz 1843 te vefat etmiştir ve ilk

Montmartre ‘e gömüldükten sonra mezarı Pére Lachaise’e taşınmıştır.

Hayatı

17 nisan 1755 te meissen de fakir bir ailede

doğmuştur. Porselen boyacısı olan babası onu okuması için bir latince eğitim veren devlet okuluna

gönderir. 12 yaşına geldiğinde hahnemann okuldaki

öğrencilere latince öğretmeye başlar. Bunu fark eden

öğretmeni onu burslu okuyabileceği asillerin gitti St.

Afra okuluna yazdırır.


Hahnemann ın hayatını değiştiren bir okul olcaktır.

Okulun Sloganı olan Aude Sapere(-kendi- aklını kullanma cesaretini göster), hahnemann ı çok

etikemiş ve hatta organonda kullanmıştır. Hayatı

boyunca da bu sloganı takip etmiştir. Okulu bitirdikten sonra 20 yaşında leibzig te tıp eğitime başlar.

Fakat buradaki eğitim hahnemann a çok teorik gelir.

O, pratiğin- uygulamaların adamıdır. Bu yüzden

hastalar ve kadavralar üzerinde çalışması ile meşhur

viyana üniversitesine başlar. Bir dönem ara vermek

zorunda kalıp sonra eğitimine erlangen üniversitesinde devam eder. 24 yaşında diplomasını alır.

Hahnemann, viyanadaki tıp eğitimi sırasında o

dönem viyanada çalışan dr. Anton von stroerk den

etkilenmiştir.


Viyanadaki eğitimine ara vermek zorunda kaldığı

dönemde romanyada (transilvanya) baron samuel

von brukenthal ın yanında kütüphaneci ve dr olarak

çalışmaya başlar. Orada kütüphaneyi düzenlerken, J. P. Rhumelius un MEDICANA SPAGYRICA kitabını okur. Bu kitapta ilk defa benzerlik yasası ile karşılaşır. Ayrıca romanyada St. Andreas Mason locasına kabul edilir ve onun kütüphanesinde Eski Mısır’ın neo-platonik, hermetik ve simya geleneklerinden bahseden kaynakları okur ve böylece benzerlik yasası ve herşey bir bütündür kavramı üzerinde düşünmeye başlar.


Almanyaya geri döndüğünde tıp eğitimini tamamlar

ve Hettstedt denen bir yerde muayenehane hekimliğine başlar. Fakat bundan mutlu olmaz ve doktorluğu bırakır ve tercumanlık yaparak hayatını kazanmaya başlar.


Kendi otobiyografisinde o dönem için şöyle

yazmıştır. “Bir insana nasıl etki ettiğini tam olarak bilmediğimiz güçlü ilaçlarla yaptığımız tedaviler sonucunda insanlar ya ölmekte yada ilaca bağlı yeni hastalıklar çıkmakta, ki bunlar ilk hastalıktan çok zor tedavi edilmektedir. Bu şekilde bir katil yada yaşamı daha da zorlaştırıcı biri olma düşüncesi beni kahrettiği için muayenehanemi kapattım. Böylece insanlara daha fazla zarar vermemek için doktor olarak tedavi etmeyi bıraktım. Kimya ile ve kitap tercümeleri ile ilgilendim ”


Bu esnada eczacılık eğitimi de alır ve 11 çocuğunun

annesi olan henriette ile evlenir.

1790 yılına kadar birçok çalışma ve çeviri yapar.

Bunların bazılarını yayınlar.



Çevirileri esnasında 1790 yılında cullen’in materia

medicasını çevirirken sıtmada kullanılan kinin maddesine rastlar. “kına kına ağacının kabuğu mide duvarını güçlendirici etkisinden dolayı sıtmadaki ateşe iyi gelir” diye bir açıklamaya rastlar. Ateşe sebeb olan bazı maddeler (arsenik, karabiber, kahve vb ) aynı zamanda ateşi düşürmede de kullanıldığını bilen hahnemann kinini kendi üzerinde denemeye

karar verir. Bir kaç gün günde iki kez tedavi edici

dozda kina kina maddesini alir. Ve her seferinde sıtmadakine benzer semptomları yaşar (el ve ayaklarında soğukluk, halsizlik, uyku hali, kalp çarpıtısı, titreme, yanaklarda kızarma, ateş, susuzluk, vb) . Bu deneyi bir kaç kez tekrarlar ve her seferinde aynı sonucu alır. Ilacı bırakınca tekrar eski haline geri gelir.

daha sonar çalışmalarına devam eden hahnemann

homeopatinin benzerlik prensibini ve yeni bir tedavi

yolu olduğunu ilk 1796 yılında bir dergide makale

olarak yayınlar. Ve bu homeopatinin doğum yılı olarak kabul edilir.


Ilk 1807 yılında ilaç denemeleri ve benzerlik yasası

ile tedavi temelleri üzerine kurulu tedavi şekline homeopati kelimesini kullanır


1811 de 1827 de potensiyalizasyon olarak tanımlayacağı ilaçları sulandırma kavramını kullanır. O zamana kadar ilaçların ana tentürlerini tedavide ve ilaç denemelerinde kullanıyordu. ama bunun sonucu bir

çok olumsuz etkilerde oluşuyordu. Sulandırma

işlemi hahnemann’ın en büyük katkılarından ve keşiflerinden biridir.


Hahnemann ın yaşadığı dönem sosyal hayatta ve

düşünce bazında devrimlerin yaşandığı bir yüzyıldı.

Hahnemann ın da böyle bir devrim niteliğindeki tedavi sanatı ile ortaya çıkması sürpriz değildir aslında. Özellikle yaşam gücü kavramını homeopatiye dahil etmesinde etkilendiği bir çok düşünür vardır.


1819 da köthen e taşınır ve 1830-1836 kolera epidemisi patlar. tüm homeopatlar

başarılı bir şekilde bu epidemiye müdahele eder (başarı oranı % 80).Hahnemann ilk defa Pasteur’dan çok önce kolera ile ilgili yazdığı bir makalede koleranın küçük varlıklar ile bulaştığını ve korunmak için antiseptik maddelerin kullanılması gerektiğinden bahsetmiştir!!!


Hahnemann ın avrupa çapında öğrencileri olmuş ve

homeopatiyi bir çok yere taşımaya başlamışlardır.

Ününün duyulduğu yerlerden biri de fransadır. Hahnemann ın yazılarını okuyan genç ressam Melanie

çok ektilenir ve tedavi olmak amacı ile erkek gibi

giyinip köthene gelir. Hahnemann için melaninin

kadın olduğunu görmek büyük bir süpriz olur ve 80

yaşındaki hahnemann ve 34 yaşındaki Melanie birbirlerine aşık olurlar ve herkesin itirazına rağmen evlenirler. Melanie ile Parise taşınan Hahnemann araştırma ve hekimliğine yaşamının sonuna kadar burada devam etmiştir.


2 Temmuz 1843 te bronşitten kısa sürede ölmeden kısa bir süre önce söylediği şu sözler çok anlamlıdır: “ Sahip olduğumuz en paha biçilmez hediye temiz bir vicdan ve iyi bir sağlıktır; Tanrıya olan sevgiyi ve kendini tanımayı birincisi verir, Homeopati de diğerini “ Hahnemann'ın mevsimsel ortaya çıkan bir bronşiti vardır. En son 1843 te rahatsızlandığında Melanie nin ısrarlarına rağmen öğrencileri tarafından tedavi edilmeyi red eder ve herkesin bir sebepten ölmesi gerektiğini söyler. Çokkısa sürede fazla acı çekmeden 2 Temmuz 1843 t vefat eder ve şu anda mezarı ve anıtı Fransada dır. Hahnemann çok büyük bir düşünür, mucit, filozof ve hekimdir ve geleceğe harika bir miras bırakmıştır, yeterki doğru bir şekilde kullanılsın.